Ali McGraw

Genç kızlık yıllarında, Wellesley Koleji’nde burslu olarak okumaya başladığı o dönemlerde dahi tarzı ve kıyafet seçimiyle, yarattığı zengin hippi imajıyla bir şehir efsanesine dönüşmeye başlamıştı bile. Okuldan mezun olduktan sonra ise Harpar’s Bazaar’ın moda editörü Diana Vreeland’in asistanlığını yapmaya başladı ve dönemin efsanevi modelleri olan Veruschka, çok beğendiği Jean Shrimpton gibi isimlerle bir araya gelme fırsatını yakaladı.
Calvin Klein onu “ Mükemmel bir Amerikan tarzının örneği oldu. Başlangıçta sadece zengin hippi imajı gibi gözükse de zamanla bunun ötesine geçmeyi başardı ve onu Katharine Hepburn, Jackie Onassis, Babe Paley ve C. Z. Guest gibi efsane isimlerin yanına taşıdı.” diye tanımlar.

Ali MacGraw stilinin en büyük özelliği içgüdüsel, rahat, sade ama sofistike olması. Sırrı çok fazla uğraşmadan farklı ve özgün parçaları birbiriyle birleştirerek uyum yakalamasında yatıyor. Boğazlı kazakların altına giydiği geniş paça pantolonlar, sütyen giymeden rahatça üzerine geçirdiği mini elbiseler, uzun atkılar, özellikle yanları çiçekli olanlarını tercih ettiği ve sonrasında “Ali Cap” diye adlandırılmaya başlanan örgü bereler, mini etek ve şortlarla kombinlediği diz üstü çizmeler, tercih ettiği büyük, bohem ya da omuza çapraz asılan çantalar ile sizce de günümüzdeki birçok stil ikonuna ilham olmuyor mu ya da birçoğu ikonluk mertebesine onun izinden gittiği için ulaşmıyor mu? 
Reklamlar

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s